Thales: Yapay Zeka ve Kuantum Teknolojileri Siber Güvenlikte Yeni Tehditler Oluşturuyor
Thales, yapay zeka ve kuantum teknolojilerinin siber güvenlikte yeni tehditler yarattığını belirtiyor. Kritik altyapılar ve bağlı cihazlar artan risk altında.

Devlet kurumları ve hastaneler gibi kritik altyapılar giderek artan siber saldırı riskiyle karşı karşıya. Thales'in mobil bağlantı çözümlerinden sorumlu kıdemli başkan yardımcısı Eva Rudin, bu durumun, son derece bağlantılı ve yeterince korunmamış bir dünyanın kaçınılmaz sonucu olduğunu belirtti.
Barcelona'da düzenlenen Mobil Dünya Kongresi'nde konuşan Rudin, "Sistemlerimizin ele geçirilme ve verilerimizin sızdırılma ihtimali artık çok daha yüksek" dedi. "Bağlantı noktalarının ve uç noktaların sayısını artırdıkça tehdit yüzeyi büyüyor" ifadelerini kullandı. Rudin, günlük yaşamda insanların gerçekten güvende olduklarına inanabilecekleri güvenilir bir bağlantı ortamı oluşturmanın önemine vurgu yaptı.
Yapay Zeka Destekli Saldırılar ve Savunma
Yapay zeka (YZ) siber güvenlik alanını daha karmaşık hale getirdi. Rudin, YZ destekli saldırganların açıklıkları insan ekiplerin yetişemeyeceği hızda tespit edip istismar edebildiğini, bu durumun saldırı ve savunma dengesini kökten değiştirdiğini söyledi.
Thales, bu zorluğa karşı "YZ'ye karşı YZ" yaklaşımıyla mücadele ediyor. Makine öğrenmesini yaygın şekilde entegre ederek saldırganlarla başa çıkmayı hedefliyor. Rudin, "Yapay zeka tamamen karanlık bir teknoloji değil; biz de onu savunma kapasitemizi artırmak için kullanıyoruz" dedi.
Evlerdeki Bağlı Cihazlar ve Düzenleyici Önlemler
Siber tehditler sadece kritik altyapıyı değil, evlerdeki bağlı cihazları da hedef alıyor. Rudin, akıllı hoparlörler ve kameralar gibi birçok cihazın güçlü siber korumalara sahip olmadığını, uzman olmayanların hangi cihazlara güveneceğini belirlemesinin zor olduğunu ifade etti.
Buna karşı en gerçekçi çözümün düzenleme olduğunu belirten Rudin, Avrupa Siber Dayanıklılık Yasası'nın 2027'de yürürlüğe girerek AB genelinde satılan tüm bağlı cihazlara zorunlu güvenlik gereklilikleri getireceğini hatırlattı. Bu düzenlemenin uluslararası düzeyde de kritik önem taşıdığına dikkat çekti.
Kuantum Bilgisayarların Getirdiği Yeni Tehditler
Thales'in karşı karşıya olduğu en acil ve henüz tam olarak ortaya çıkmamış güvenlik sorunu, kuantum bilgisayarların gelişimiyle ilgili. "Q-Day" olarak adlandırılan bu an, o kadar güçlü bir kuantum bilgisayarın inşa edildiği zamanı ifade ediyor ki, mevcut şifreleme sistemleri kırılarak hükümetler ve şirketler için büyük bir kaos yaratabilir.
Rudin, kritik altyapıların kullanım ömrünün onlarca yıl olduğunu, bu yüzden kuantuma dayanıklı güvenlik önlemlerinin tam da bugün uygulanmaya başlanması gerektiğini vurguladı. "Bugün tasarlanan bir otomobil üç yıl sonra piyasaya çıkacak ve yaklaşık 20 yıl kullanılacak. 20 yıl sonra kuantum bilgisayarların nerede olacağını kim bilebilir?" ifadelerini kullandı.
Tehdit, gelişmiş devlet aktörleri ve suç örgütleri tarafından halihazırda kullanılan "şimdi topla, sonra çöz" tekniğiyle daha da büyüyor. Saldırganlar, gelecekte kuantum makinelerinin çözebileceği beklentisiyle bugün şifreli iletişimleri ele geçirip depoluyor.
Thales'in Kuantuma Dayanıklı Çözümleri
Thales, halihazırda kullanılan SIM ve eSIM kartlar üzerinde uzaktan ve anında kuantuma dayanıklı kriptografik algoritmalar yükleyerek güvenliği artırabiliyor. Bu yöntem yeni donanım gerektirmeden kablosuz güncellemeye imkan sağlıyor ve şirkette "kriptografik çeviklik" olarak adlandırılıyor.
Şirket, sektör standartlarıyla uyumlu şekilde tüm ürün ve yazılımlar için kuantuma dayanıklı kriptografiye geçişe yönelik bir yol haritası oluşturduğunu bildiriyor. Matematikçileri, bu geçişin temelini oluşturacak yeni nesil algoritmaların geliştirilmesine aktif katkı sağlıyor.
Rudin, "Veriyi bugünden korumamız gerekiyor. Sektörün kendini şimdiden korumaya alması şart" diyerek zaman penceresinin sınırlı olduğuna dikkat çekti.
Serkan Demir
Haber Editörü
Deneyimli haber editörü ve yazar.